REFERANSLI MAKALELER

Her yıl yaklaşık 2 milyar insan uçakla yolculuk yapıyor ve jet lag konusu günden güne daha çok tartışılıyor. Jet lag; gündüz yorgunluğu, uyku bozuklukları, iştah azalması, kabızlık gibi sindirim şikayetleri, psikomotor koordinasyonun ve zihinsel becerilerin azalması gibi bedensel bulgularla karakterize edilen uzun menzilli uçuşlarla ilişkili ancak sadece geçici bir sirkadiyen ritim bozukluğu olarak tanımlanıyor.

Jet lag, vücudun iç saat mekanizmasındaki senkronizasyon bozukluğundan kaynaklanır. Dr. Waterhouse ve arkadaşlarının 2007 yılında yayınladıkları jet lag derleme tıbbi literatürüne göre bu duruma hipotalamusun suprakiazmatik çekirdeğinde bulunan ani saat dilimi değişiklikleri ve yeni ışık-karanlık döngü arasındaki beyinde yanlış bilgi eşitleme durumu neden olur. Bedenin alışık olduğu döngünün değişmesi sonucu bedenin uyum sağlamasındaki güçlük jet lag’i ortaya çıkarır.

Burgess ve arkadaşlarının 2003 yılında Journal of Biologic Rythms literatür dergisinde yayınladıkları simülasyon çalışmalarına göre, sirkadiyen ritim dengesini doğru ayarlamak için, doğuya seyahat etmeden önce 3 gün boyunca normalden 1 saat erken uyumanın ve sabahları parlak ışığa maruz kalmanın istatistiksel olarak yararı olduğunu gösteriyor. Bu araştırmada uçakla seyahatten önce faz tedavisi olarak uyku düzeni planlamasının daha fazla günde uygulanmasının daha fazla etki gösterebileceği ve jet lag’i potansiyel olarak ortadan kaldırabileceği savunulur.

Referanslar

  • Waterhouse J, Reilly T, Atkinson G, Edwards B. Jet lag: trends and coping strategies. Lancet 2007; 369: 1117-29. 
  • Burgess HJ, Crowley SJ, Gazda CJ, Fogg LF, Eastman CI. Preflight adjustment to eastward travel: 3 days of advancing sleep with and without morning bright light. J Biol Rhythms 2003; 18: 318-28.

Yolcular, kabinlerin çevresel koşullarından kendi yaş ve sağlık koşullarına göre farklı şekilde etkilenebilir. Uçuş kabini ortamı, sindirim sistemini doğrudan etkileyen basınca sahiptir. Birçok insan uçağa bindiğinde sadece kendisinde olduğunu sandığı ve söylemekten çekinebildiği gaz ve şişkinlik şikâyetleri yaşıyor.

Düşük kabin basıncı gazların genişlemesine yol açar. Boyle yasasına göre, deniz seviyesinden 8.000 fit yüksekliğe çıkarken gazlar %35 oranla genleşir. Modern havayolu taşımacılığında kullanılan uçaklarda ayarlanan kabin basıncı sayesinde yolcular gerçek yükseklikteki basınca maruz kalmasalar da oldukça yüksek bir dağın tepesine aniden çıkmış kadar basınç hisseder.

Uçuş sırasındaki basınçtan bedendeki hava dolu boşlukların etkilenebileceği hipotezine rağmen, sadece şişkinlik ve kulakta hassasiyet hissi duyulur. Vücutta bulunan havayla doldurulmuş boşlukların arasında orta kulak ve sinüsler, bağırsaklar, plevral boşluklar, bazı diş dolguları ve kafatası yer alır. Kalkış ve inişler yavaş yapıldığı için basınç değişimi de yavaştır ve etkilenen vücut bölgeleri sınırlı kalır.

Gaz ve şişkinlik şikâyetleri üzerine yapılan çeşitli araştırmalar bulunuyor. Enck ve arkadaşlarının 1995 yılında yayınladıkları araştırma, yer hizmeti personeliyle kabin personeli arasında hazımsızlık şikâyetlerinin anlamlı olarak farklı olduğunu gösteriyor. Vejvoda ve arkadaşlarının 2000 yılında yayınladıkları literatür çalışması ise uzun uçuşlarda görevli personelin yer hizmetlerinde çalışanlara oranla daha fazla şişkinlik şikâyeti bulgularına sahip olduğunu gösteriyor. Hinninghofen ve arkadaşlarının 2006 yılında yayınladıkları araştırma ise uçuş sırasında beslenme şeklinin mide boşaltım zamanı ile doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor ve 2.500 m yükseklikte uçmanın mide boşaltımı üzerine olumsuz etkileri olabileceğini ve hazımsızlık şikâyetlerini artırabileceğini vurguluyor. Bu araştırma, mide boşaltım süreleri yaklaşık 50 dakika uzayan kişilerin daha fazla şişkinlik, gaz ve bulantı hissettiklerini gösteriyor.

Yapılan araştırmalar uçuş sırasında aşırı gaz ve şişkinlik şikâyetinin yaygın olduğunu ortaya çıkarıyor. Nedenleri belirli olan bu duruma karşı yalnız değilsiniz.

Referanslar

  • Hinninghofen, H., Musial, F., Kowalski, A., Enck, P., 2006. Gastric emptying effects of dietary fiber during 8 hours at two simulated cabin altitudes. Aviat. Space Environ. Med. 77 (2), 121-123.  
  • Vejvoda, M., Samel, A., Maas, H., Luks, N., Linke-Hommes, A., Schulze, M., Mawet, L., Hinninghofen, H., 2000. Study on strain, workload, and circadian rhythm in cabin crews during transmeridian flights. Research Report 2000-32. Deutsches Zentrum für Luft-und Raumfahrt (DLR), Cologne. 
  • Enck, P., Mueller-Sacks, E., Holtmann, G., Wegmann, H., 1995. Gastrointestinal problems in airline crew members. Z. Gastroenterol. 33, 513-516.

Uçak seyahatinde ayaklarda şişkinlik doğrudan yaş, damar duvarlarının sağlığı, anatomik yapı, gebelik durumu ve varislere bağlı olarak gelişebilir. Bedende ödemin oluşmasını engellemek amacıyla çalışan kas pompaları harekete ihtiyaç duyar. Sürekli oturma pozisyonunda kalındığında kan akımı karşıt basınçla durağanlaşır ve ödem oluşumu başlar.

İlk olarak 1996 yılında Shuster ve arkadaşlarının yaptıkları ve tıp literatürünün önemli kaynakları arasında yer alan Lancet’te yayınlanan araştırmada uçuş sırasında ayaklarda gelişen ödem değerlendiriliyor. Yerde kurulan bir uçak düzeneğinde gerçekleştirilen 12 saatlik uçuş simülasyonu gece ve gündüz olarak iki gruba ayrılıyor.

Araştırma sonuçlarına göre gece saatlerinde ayaklarda gelişen ödemin daha fazla olduğu görülüyor. Jet uçak ayağı olarak tanımlanan bu durumun en fazla 30 yaş üstü kadınların ve varisleri olan kişilerin başına geldiği görülüyor. Uçak içi hava sıcaklığı, hissedilen kabin basıncına da vurgu yapılan araştırmada bu durumun doğal kabul edilebileceği belirtiliyor.

Yapılan araştırmada bilim insanları uçak seyahatinde yapılan egzersiz ve masaj uygulamalarının olumlu etkilerinin olabileceğini belirtiyor. Araştırmada asıl dikkati ise seyahatten önce giyilen basınçlı çorapların etkisinin daha fazla olması çekiyor. Günümüzde, uçuş sırasında sorun yaşayan kişilerin az basınçlı çorap giymeleri ve ayak bileğini içeren egzersizler öneriliyor.

Referanslar

  • Shuster S. Jet flight leg and hypobaric pressure. Lancet. 1996 Oct 5;348(9032):970. PubMed PMID: 8843849. 
  • Shuster S. Jet flight leg. Lancet. 1996 Mar 23;347(9004):832-3. PubMed PMID: 8622363.

İnsanlar yerçekimi kuvvetinin yön ve büyüklük bakımından sabit olduğu bir ortamda yaşar. Hava yolculuğu sırasında yolcular alışılmadık titreşim, hareket ve santrifüj kuvvetlerini doğrudan ya da dolaylı olarak algılayabilir. Buna ek olarak, uçuş sırasında oluşan hava türbülansı vestibüler (denge) sistem üzerinde doğrusal bir hareket oluşturabilir. Denge sisteminde oluşan dikey ya da dairesel hareketler bulantı ve baş dönmesi gibi şikâyetleri beraberinde getirir. Denge sorunları ayrıca hareket hastalığına da neden olabilir.

Turner ve arkadaşlarının yaptıkları, 38 farklı uçuş için 923 yolcuyu kapsayan “Hava Yolculuğu Sırasında Oluşabilen Hareket Hastalığını Değerlendirme” çalışmasında, yolcuların %0,5'inde kusma ve %8,4'ünde mide bulantısı görüldüğü belirtiliyor. Yapılan araştırmada bu bulguların yatay ve dikey gelen düşük frekanslı titreşimlere bağlı olduğu tespit edilmiş. Ayrıca araştırmaya göre koltuk seçiminin ya da yolcuların demografik özelliklerinin bu bulgularla doğrudan etkisi olmadığı bildiriliyor.

Uçak tutması hakkında yapılan çalışmalarda titreşime maruz kalmanın azalması ve ufuk çizgisinin gözle görülmesine önem veriliyor. University of Maryland ve Mayo Klinik tarafından yayımlanan uçak tutması hastalarına yönelik tavsiyelerin yer aldığı bilgilendirme yazılarında, yolcuların kanat bölgesinde ya da ön bölümde oturmaları tavsiye ediliyor.

Fly Good Feel Good projesi kapsamında hazırlanan uçuş fobisi videosu size bu rahatsızlığa karşı yol gösteriyor. Ayrıca zencefilli çaylarımız mide bulantısını önlemek konusunda faydalı olabilir. Keyifli uçuşlar.

References 

  • Turner M, Griffin MJ, Holland I. Airsickness and aircraft motion during short-haul flights. Aviat Space Environ Med. 2000 Dec;71(12):1181-9.
  • Schmal F. Neuronal mechanisms and the treatment of motion sickness. Pharmacology. 2013; 91(3-4):229-41.

Uzun bir uçuşta lenslerinizin kuruduğunu, hatta gözlerinizin tahriş olduğunu hissettiğiniz oldu mu? Bu, içinde bulunduğunuz ortamın sebep olduğu bir durum. Lens kullanan yolcular uçuş kabinindeki basınç değişikliği nedeniyle bu problemle karşılaşabiliyor.

Uçuş kabinleri yolcuları daha düşük atmosfer basıncına, oksijen düzeyine, nem oranına ve kuru havaya maruz bırakır. Bunun sebebi 35 bin fit yükseklikte seyir yapabilmek için oluşturulan yapay düşük atmosfer basıncına bağlıdır. Bu koşullar özellikle 3 saatten uzun uçuşlarda lens kullananların rahatsız olmasına neden olabilir. Araştırmalara göre lenslerle birlikte kullanılması onaylanan nemlendirici göz damlaları uçuş sırasında göz kurumasının azalmasına yardımcı olabilir. Göz kuruluğunun sebep olduğu tahriş ve enfeksiyonlar nedeniyle lens kullanan kişilerin uçuş sırasında lenslerini kullanmamaları önerilir.

Lenslerinizle uçuş sırasında uyumamaya da özen göstermelisiniz. Kısmi oksijen azlığı ve kuru hava nedeniyle lensleriniz sertleşir ve korneanızda sıyrıklar meydana gelebilir. Uçakla seyahat ederken lenslerinizi ve yıkama solüsyonlarınızı çantanızda taşımanız önerilir. Uçuş sırasında 100 ml olan sıvı taşıma sınırı lens sıvıları için geçerli değildir, ancak güvenlik noktasında bu sıvıların ayrıca beyan edilmesi gerekir. Daha düşük ölçekli seyahat tipi lens sıvılarını da tercih edebilirsiniz. Eğer düşük ölçekte bir lens sıvınız yoksa, sıvıyı azaltmak için farklı bir kaba koymamalısınız. Bu durum enfeksiyon bakımından kötü sonuçlar doğurabilir.

Özellikle uzun uçuşlarda lens yerine gözlük kullanmak çok daha sağlıklı olabilir.

References 

  • Backman H, Haghighat F. Air quality and ocular discomfort aboard commercial aircraft. Optometry 2000; 71(10):653-6.
  • DeHart RL. Health issues of air travel. Annu Rev Public Health 2003; 24:133-51.

Hareket hastalığının en önemli bulguları arasında yer alan bulantı ve kusma hakkında yüzlerce araştırma bulunuyor. Bu bulgulara sebep olan durumlar arasında, özellikle denge sitemi üzerine etki eden titreşim gibi çevresel faktörler yer alıyor. Uçuş sırasında oluşan titreşim ve dikey hareketlerin yolcularda bulantıya yol açabileceği biliniyor.

Hareket hastalığı sınıfında değerlendirilen bulantı durumunda doğal destekler kullanılabilir. Zencefil, 2000 yılı aşkın bir süredir geleneksel tıpta geniş spektrumlu bir antiemetik (bulantı giderici) olarak kullanılıyor. Çeşitli klinik öncesi ve klinik çalışmalar, zencefilin farklı bulantı uyaranlarına karşı antiemetik etkilere sahip olduğunu gösteriyor. Herkeste aynı etkiyi göstermediğini belirten araştırmalar olsa da birçok araştırma raporu, zencefilin doğal bulantı önleyiciler arasında yer aldığını savunuyor. Lien ve arkadaşlarının 2003 yılında yayımladıkları araştırma, zencefilin dairesel veksiyonla indüklenen mide bulantısını etkin biçimde azalttığını gösteriyor. Bu nedenle zencefilin hareket hastalığının önlenmesi ve tedavisinde yeni bir ajan olarak görev yapabileceği belirtiliyor.

Fly Good Feel Good projesi kapsamındaki özel çaylarımız sayfasında zencefil çayları hakkında detaylı bilgi yer alıyor. Uçuş sırasında gelişebilecek mide bulantılarınız için bu çaylarımızı deneyebilirsiniz.

References 

  • Lien HC, Sun WM, Chen YH, Kim H, Hasler W, Owyang C. Effects of ginger on motion sickness and gastric slow-wave dysrhythmias induced by circular vection. Am J Physiol Gastrointest Liver Physiol. 2003; 284(3):G481-9.
  • Ernst E, Pittler MH. Efficacy of ginger for nausea and vomiting: a systematic review of randomized clinical trials. B J Anaesth. 2000;84(3):367-371

Havayolu seyahati orta kulak barotravmasının (uçuş kulağı) en sık görülen nedenleri arasında gösteriliyor. Her ne kadar günümüzde bebekler ve çocuklar sıkça havayolu seyahati gerçekleştirseler de bu konu hakkında yayımlanan yeterli literatür bulunmuyor. Uçuş gerçekleştiren bebekler ve çocuklar hakkındaki çalışmalar genelde vaka raporları ve gözlemsel çalışmalarla sınırlı kalıyor.

Uçakların deniz seviyesinden yükselmesiyle birlikte dışarıdaki basınç azalır ve basınç farkı orta kulaktan emilen havayla dengelenir. Uçak inişe geçtiğinde ise dış basınç artar ve orta kulak basıncı artırarak dengelemeye çalışır. Ancak olası bir patoloji ile birlikte değişen basınçlar dengelenemediğinde bebek ve çocuklarda akut ve şiddetli ağrıların başlamasına neden olur. Özellikle konuşarak şikayetinin şeklini ve yerini belirtemeyen bebekler bu duruma karşı daha hassas olurlar ve bu ağrıyla anksiyete gösterebilirler.

Basınç adaptasyonu gerçekleşmediğinde kulak zarında gerilme meydana gelir, hatta bazen bu gerilme lokal çatlaklara sebep olabilir. Bu durumlar özellikle üst solunum yolu enfeksiyonu, kulak enfeksiyonu geçiren ya da uyku halindeki bebek ve çocuklarda daha sık görülüyor. Basınç farkından dolayı barotravma yani uçuş kulağı olmasın diye çocuklara yutkunmaları ya da Fly Good Feel Good projemizde yer alan video içeriğimizde tanıttığımız “Valsalva Manevrası” hareketini yapmaları tavsiye ediliyor.

Uçuş sırasında sert şekerler ve sakız çiğneme aspirasyon tehlikesine sebep olabieceği için önerilmiyor. Uçuş yüksekliklerindeki bazı olumsuz hava şartları uçaklarda hissedilen anlık irtifa değişikliklerine sebep olur. O sırada oluşabilecek bir heyecanla sakız ya da şeker yolcunun havayoluna kaçıp tıkanmaya neden olabilir. Araştırmalar bu durumlarda bebek ve çocuklarda barotravmayı önlemede en iyi yöntemlerin sıvı tüketmeleri (su ya da meşrubat) ya da anne sütü almaları olduğunu gösteriyor.

Kulak tıkanıklıklarını açabileceğiniz ya da barotravmaya karşı kullanabileceğiniz manevraları öğrenmek için ilgili video içeriğimizi izleyebilirsiniz.

Referanslar

  • Samuels MP. The effects of flight and altitude. Arch Dis Child. 2004 Mar;19(5):448-55. Review. 
  • Rosenkvist L, Klokker M, Katholm M. Upper respiratory infec- tions and barotraumas in commercial pilots: a retrospective survey. Aviat Space Environ Med. 2008;79:960-3. 
  • Brown TP. Middle ear symptoms while flying. Ways to prevent a severe outcome. Postgrad Med. 1994;96:135.

Havayolu firmalarının, özel girişimciler ya da zihinsel sağlık uzmanlarıyla iş birliği yaparak yolcuların uçuş kaygılarını tedavi etmek için tesisler kurduğu biliniyor. 2000 yılında yayınlanan bir derleme raporuna göre ulaşılan 212 havayolu firmasından 43’ü bu konuda aktif olmasına rağmen detaylı bilgi ve eğitim sunan havayolu firması sayısı sadece 15’ti ve bu sayı 2004 yılında hızlıca 36’ya ulaştı. Eğitim tesisi sayısındaki artışa, uçmaktan korkan kişilerin tedavi talebindeki artış ya da havayolu firmalarının bu alanda daha fazla hizmet vermeye ilgi duymaları sebep olmuş olabilir. Ancak bu eğitim programlarının başladığı yıllarda bilimsel ve profesyonel literatürlerde yeterli destekleyici bilgi bulunmuyordu.

Araştırmalar uçakla seyahat stresinin ya da fobisinin %10-%40 arasında olduğunu gösteriyor. Yolcu güvenliği, sağlık ve rahatlığın tartışıldığı yayınlarda stresin sadece uçuş sırasında değil havalimanına giderken başladığı yönünde bilgiler bulunuyor. Havalimanına ulaşımın, uçağa yetişmenin, ağır bagajlarla check-in yapmanın ve hatta güvenlikten geçmenin bile stres oluşumuna sebep olduğu vurgulanıyor. Bütün bu streslerin üzerine bir de uçuş fobisi eklendiğinde uçuştan vazgeçenlerin sayısı azımsanmayacak düzeyleri buluyor.

Uçuş stresi ya da fobisi ile ilgili bugüne kadar kullanılan yöntemler ve protokoller arasında geniş bir çeşitlilik bulunuyordu. Ancak bu sayının artmasıyla uzmanlar, uçuş fobisi destek eğitimi programları için "en iyi" ana bileşenlerin standartlaştırılması gerektiğini düşündüler. Bu sebeple artık bu gereksinimleri karşılayan ve üzerinde uzlaşmaya varılan altın standartlar var. Sizin de uçuş fobiniz ya da uçakla seyahate karşı endişeleriniz varsa Fly Good Feel Good projemiz kapsamında hazırlanan video içeriğimize göz atabilir ve Türk Hava Yolları Uçuş Akademisi’nden altın standartlarda profesyonel destek alabilirsiniz.

Referanslar

  • Van Gerwen LJ, Diekstra RF, Arondeus JM, Wolfger R. Fear of flying treatment programs for passengers: an international update. Travel Med Infect Dis. 2004 Feb;20(1):27-35. 
  • Rayman RB. Passenger safety, health and comfort: a review. Aviat Space Environ Med 1997;68:432-440. 
  • Jones DR. Fear of flying--no longer a symptom without a disease. Aviat Space Environ Med. 2000 Apr;37(4):438-40.

Havayolu taşımacılığı, uygun fiyatlı firmaların devreye girerek daha fazla rekabet oluşturmasıyla son derece popüler bir seyahat biçimi haline geldi. Her seyahat tipinde olduğu gibi havayolu taşımacılığının da kendine has riskleri bulunuyor. Uçaklarda atıştırmak ya da yemek yemek bu seyahatlerin önemli bir parçasını oluşturuyor. Ancak birçok firma ikram hizmetlerini ucuz tercihlerle yaptığı için yolcular gıda zehirlenmesi gibi risklerle karşı karşıya kalıyor.

Gıda kaynaklı hastalıklara modern havayolu taşımacılığı sektöründe oldukça az rastlanıyor. Ancak biletinizi alırken fiyatın yanında bu riski de göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Düşünsenize bir uçuş sırasında gıda kaynaklı bir hastalık yolcularda topluca görülse ve sonrasında uçuş ekibine bulaşsa? Transatlantik uçuşunda hayati risklerle karşı karşıya kalabileceğiniz bu tablonun sonuçları aldığınız bilet kadar ucuz olmayabilir.

Literatür çalışmaları gıda zehirlenme oranlarının %3-%24 aralığında olduğunu gösteriyor ve bu oranın özellikle gelişmekte olan ülkelerde yüksek olduğu gözlemleniyor. Uçak içi ikramlarda zehirlenmelere sebep olan yiyecekler arasında ilk sıraları tavuk, kremalı tatlı ve deniz ürünleri alıyor. Risk analizine ve etiyolojik faktörlere bakıldığında uçak içinde böyle bir enfeksiyon geliştiğinde bu durum seyahat sonrası dönemde ortaya çıkabilir ve yolcular bu durumu fark etmeyebilir. Dolayısıyla araştırmaların tavsiye ettiği gibi uçak içi ikramların hazırlanışı hakkında bilgi sahibi olmak ve çeşitli gıda güvenliği standartlarından haberdar olmak gerekiyor.

Araştırma özetlerine göre kaliteli ve güvenli uçak içi yemek ikramları için yüksek standartlarda gıda hazırlama ve depolama ilk sıralarda geliyor. Bu standartlar sadece havalimanı mutfaklarında değil, gıdaların tesislerden uçağa taşınmasını sağlayan araçlarda ve uçak içi mutfaklar için de geçerli. Türk Hava Yolları bu standartları sağlarken taze ve ev yapımı formatında ikramlar sunuyor. Yüksek standartlarda hazırlanan ikramlar, yolculuğu daha keyifli ve sağlıklı bir hale getiriyor.

Referanslar

  • Lambiri M, Mavridou A, Papadakis JA. The application of hazard analysis critical control point [HACCP] in a flight- catering establishment improved the bacteriological quality of meals. J Roy Soc Health 1995;115:26-30. 
  • McMullan R, Edwards PJ, Kelly MJ, Millar BC, Rooney PJ, Moore JE. Food-poisoning and commercial air travel. Travel Med Infect Dis. 2007 Sep;17(5):276-86.